
Suriye ordusunun Halep’teki terör saldırılarına karşı başlattığı operasyon, 44 saat içinde Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması ile sonuçlandı. Operasyon, Fırat Nehri’nin doğusuna geçiş ve stratejik bölgelerin geri alınmasıyla dikkat çekti.
Suriye’de “Yeni Suriye” olarak adlandırılan sürecin temelleri, terör örgütlerinin Halep’teki sivil yerleşimlere yönelik gerçekleştirdiği acımasız saldırılarla atıldı. Bu saldırılar, Suriye ordusunun bölgede kontrolü yeniden sağlama amacıyla başlattığı operasyonun fitilini ateşledi.
Terör örgütünün Halep’teki sivil yerleşim bölgelerine yönelik gerçekleştirdiği yoğun saldırılar sonrasında, Suriye ordusu 8 Ocak tarihinde bir operasyon başlattı. Yaklaşık 44 saat süren bu operasyon neticesinde, Halep’in stratejik öneme sahip Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinde kontrol tamamen sağlandı.
Terör örgütünün Halep’teki sivil yerleşim yerlerine kamikaze İHA’larla saldırması ve bölgede askeri yığınak yapması üzerine Suriye ordusu, 13 Ocak tarihinde Fırat Nehri’nin batısında yer alan Deyr Hafir ve Meskene bölgelerini askeri alan olarak ilan etti. Bu adım, operasyonun kapsamının genişleyeceğinin ilk işaretiydi.
YPG/SDG unsurlarının tüm engellemelerine rağmen, Deyr Hafir başta olmak üzere bölgedeki 27 binden fazla sivil, Suriye ordusunun açtığı ve sadece iki gün süren insani koridor sayesinde güvenli bir şekilde tahliye edildi. Bu tahliye, operasyonun insani boyutunu gözler önüne serdi.
Suriye ordusu, 16 Ocak tarihinde yerel saatle 22.00 sularında, Fırat Nehri’nin batısında yer alan işgal altındaki bölgelere yönelik kapsamlı bir operasyon başlattığını resmen duyurdu. Operasyonun amacı, bölgedeki terör örgütü varlığını tamamen ortadan kaldırmaktı.
Operasyonun başlamasının üzerinden henüz 24 saat geçmeden Suriye ordusu, 17 Ocak tarihinde Deyr Hafir ve Meskene bölgelerini terör örgütünün elinden geri almayı başardı. Bu hızlı ilerleme, Suriye ordusunun kararlılığını ve askeri gücünü bir kez daha kanıtladı.
Suriye ordusu, Deyr Hafir ve Meskene’nin geri alınmasının hemen ardından Fırat Nehri’nin batısında yer alan Tabka bölgesine doğru operasyonu daha da genişletti. Bu hamle, operasyonun sadece belirli bölgelerle sınırlı kalmayacağını gösterdi.
Ordu, 17 Ocak tarihinde Fırat Nehri’nin doğusunda yer alan ve YPG/SDG’nin işgali altında bulunan Rakka kent merkezinin sıfır noktasına ulaşacak şekilde yeni bir askeri bölge ilan ederek operasyonun daha da genişleyeceğinin sinyallerini açıkça verdi.
Bu önemli gelişmenin hemen ardından, aynı günün akşam saatlerinde Suriye birlikleri, Rakka kent merkezinin girişinin sadece 5 kilometre yakınına kadar ulaştı. Bu durum, Rakka’nın da operasyonun hedefinde olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.
Deyr Hafir ve Meskene’nin ardından Fırat Nehri’nin batısında yer alan ve stratejik bir öneme sahip olan Tabka kentinde kontrol, 18 Ocak sabahı itibarıyla tamamen Suriye ordusunun eline geçti. Bu, operasyonun başarısının önemli bir göstergesiydi.
Deyr Hafir, Meskene ve Tabka’da kontrolün terör örgütünden Suriye ordusuna geçmesinin ardından, Deyrizor ve Rakka’daki aşiretler ve yerel halk da terör örgütüne karşı ayaklanarak operasyonlara aktif bir şekilde katıldı. Halkın desteği, operasyonun başarısında kritik bir rol oynadı.
Aşiretler, 18 Ocak tarihinde Fırat Nehri’nin doğusunda yer alan Deyrizor ilinin tamamını terör örgütünden temizleyerek bölgede kontrolü tamamen ele geçirdi. Bu, halkın kendi topraklarını geri alma konusundaki kararlılığını gösterdi.
Bunun yanı sıra, aşiretler Deyrizor bölgesindeki Suriye’nin en büyük enerji merkezleri arasında yer alan Ömer Petrol Sahası ile Kuniko Doğal Gaz Sahası’nın bulunduğu stratejik bölgeyi de 18 Ocak tarihinde terör örgütünden geri almayı başardı.
Deyrizor’un ardından Rakka’da da ayaklanan aşiretler ve yerel halk, terör örgütüyle amansız bir mücadeleye başladı. Aşiretler ve yerel halk, 18 Ocak tarihinde Rakka kent merkezini büyük ölçüde terör örgütünün işgalinden kurtarmayı başardı.
Ancak, terör örgütüne mensup keskin nişancılar, kentte kontrolün büyük ölçüde sağlanmasını coşkuyla kutlayan sivillere ateş açtı. Bu hain saldırılarda, en az 4 sivil hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi yaralandı.
Aşiretler ve yerel halkın Deyrizor ve Rakka’da ayaklanarak kent merkezlerinde kontrolü sağlamasının ardından, Suriye ordusu da 18 Ocak tarihinde Fırat Nehri’nin doğusuna geçmeye başladı. Bu, operasyonun yeni bir aşamaya geçtiğinin işaretiydi.
Ordu birlikleri, akşam saatlerinde aşiretler ve halkın büyük oranda kontrolü sağladığı Rakka kent merkezine girdi. Bu, Suriye ordusunun bölgedeki varlığını güçlendirdi.
Bunun yanı sıra Suriye ordusu, 18 Ocak tarihinde Türkiye sınırındaki Tel Abyad bölgesinden de Rakka’nın kırsalı ve Haseke yönüne doğru iki cephe birden açtı. Bu stratejik hamle, operasyonun kapsamını genişletti.
Bu operasyonlarla, başta Deyrizor, Rakka ve Deyr Hafir olmak üzere uzun süredir terör örgütünün işgali altında bulunan birçok bölgede kontrol, Suriye yönetiminin eline geçti.
Suriye ordusunun yaklaşık 44 saat süren bu hızlı ve etkili operasyonu, Şam yönetimi ve YPG/SDG arasında imzalanan tarihi bir Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması ile son buldu.
Şam yönetiminden 18 Ocak tarihinde yerel saatle 18.00’de yapılan resmi yazılı açıklamada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın terör örgütü YPG/SDG ile ateşkes ve örgütün tam entegrasyonunu kapsayan önemli bir anlaşmayı imzaladığı kamuoyuna duyuruldu.
Bu anlaşmayla, Suriye güçleri ile YPG/SDG arasında tüm cepheler ve temas hatlarında kapsamlı ve derhal bir ateşkes ilan edilmesi, tüm örgüt üyelerinin Fırat’ın doğusuna çekilmesi, Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak derhal ve tamamen Suriye hükümetine devredilmesi, örgütün işgali altındaki Haseke ilindeki tüm sivil kurumların Suriye devlet kurumları ve idari yapıları içine entegre edilmesi kararı alındı.
Anlaşmaya göre, tüm enerji kaynakları ve sınır kapıları devletin kontrolüne girecek ve YPG/SDG unsurları, Suriye güvenlik güçleri kadrolarına geçirilecek. Bu, SDG’nin teknik olarak dağıtılacağı anlamına geliyor.
Aynu’l Arab’daki ağır silahlı YPG/SDG unsurları lağvedilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı olacak şekilde yerel sakinlerden bir güvenlik gücü kurulacak. Bu yeni güvenlik gücü de doğrudan Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı olacak.
Anlaşmada ayrıca, Suriyeli olmayan tüm PKK mensuplarının ülke dışına çıkarılacağı, YPG/SDG’nin kontrolündeki terör örgütü DEAŞ kamplarının Suriye yönetimine devredileceği de açıkça belirtildi.
Anlaşma sonrası cephe hattında operasyonlar sona ererken, bölgede genel olarak sükunet hakim





