
Trabzon Akyazı’da inşa edilen stadyum ve şehir hastanesindeki deformasyonların ardında, aktif fay hatları ve blok hareketlerinin tetiklediği karmaşık bir jeolojik süreç yatıyor. Uzmanlar, bölgedeki risklerin boyutlarına dikkat çekiyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, Trabzon’un Akyazı bölgesindeki büyük ölçekli yapı projelerinde gözlemlenen deformasyonların, basit bir zemin oturmasıyla açıklanamayacağını vurguladı. Bölgenin jeolojik yapısına dair detaylı analizler sunan Bektaş, İnSAR teknolojisi, yapay zeka analizleri ve sismik veriler ışığında hazırlanan raporların, bölgedeki riskin ciddiyetini ortaya koyduğunu belirtti. Binlerce kazık çakılmasına rağmen devam eden yapısal sorunların, derinlerdeki aktif fay hatları ve blok hareketlerinden kaynaklandığı ifade edildi.
Akyazı’daki Deformasyonun Perde Arkası: Aktif Tektonik
Prof. Dr. Osman Bektaş, Akyazı dolgu alanı üzerinde yükselen yapıların karşılaştığı sorunların, çok yönlü bir “bileşik hareket” sonucu meydana geldiğini ifade etti. Konunun sadece zemin mekaniğiyle sınırlı olmadığını, aktif kıyı tektoniğinin süreci doğrudan etkilediğini vurguladı. Analizlerde, dolgu içi kayma, örtü kayacı gravite kayması ve fay-blok hareketinin eş zamanlı olarak gerçekleştiği tespit edildi. Bu karmaşık mekanizmaların bir araya gelmesi, stadyum ve hastane gibi büyük yapıların deformasyonuna, yüzeyde ise kırılma ve açılmalara yol açtığı belirtildi. Bektaş, zemin iyileştirme çalışmalarının bu durumu durdurmakta yetersiz kaldığını dile getirdi.
4500 Kazık Bile Çare Olmadı: Stat ve Hastane Riskte mi?
Bölgedeki projelerin güvenliği için çakılan çok sayıda kazığın yetersiz kaldığına dikkat çeken Bektaş, “4500 kazık ve radye temele rağmen yapıların deformasyonu bunu açıkça gösteriyor” dedi. Akyazı dolgu sahasındaki hareketliliğin durağan olmadığını, dış etkenlerle tetiklendiğini belirten profesör, özellikle 27 Ocak’ta meydana gelen M3,8 büyüklüğündeki depremin ve bölgedeki hastane inşaatının yarattığı ek yükün süreci hızlandırdığını savundu. Jeolojik kesit verileriyle desteklenen bu tespit, bölgedeki mühendislik projelerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerçeğini ortaya koyuyor. Kazıkların, derinlerdeki blok hareketlerini kontrol altına almakta yetersiz kaldığı bilimsel verilerle kanıtlanmış durumda.
Bilimsel Verilerle Akyazı Jeolojisi ve İnSAR Analizleri
Osman Bektaş, uyarılarını sadece gözlemlere değil; jeoloji, sismik veriler, İnSAR (Uydu Radar Girişimölçer) ve yapay zeka destekli modellemelere dayandırdığını ifade etti. Bu teknolojiler sayesinde zemindeki milimetrik hareketlerin bile takip edilebildiğini vurgulayan Bektaş, Akyazı’nın jeolojik haritasında görülen fay hatlarının stabil olmadığına dikkat çekti. Açıklamada, dolgu üzerindeki yapıların gelecekte daha büyük hasarlar almaması için bu karmaşık hareketlerin ciddiye alınması gerektiği belirtildi. Bölgedeki hareketliliğin dinamik bir yapı sergilemesi, hem mevcut stadın hem de yeni hastanenin yapısal güvenliği açısından kritik bir döneme işaret ediyor.








