
Barclays Küresel Ekonomik Araştırma Başkanı Christian Keller, Türkiye ekonomisindeki olumlu göstergeleri vurgulayarak, enflasyon ve para politikasının yatırımcılar için güven ortamı oluşturduğunu belirtti.
Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos’taki yıllık toplantıları sırasında açıklamalar yapan Keller, Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelinin beklentilerin üzerinde olduğunu ifade etti. Ekonominin dinamizminin genellikle öngörüleri aştığını dile getirdi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) enflasyonu düşürme stratejisinin başarılı bir şekilde ilerlediğini kaydeden Keller, enflasyonun bu yıl istikrarlı bir şekilde azalacağını öngördüklerini belirtti. Merkez Bankası’nın para politikasını enflasyon hedefi doğrultusunda şekillendirdiğini ve bu sayede yatırımcıların reel faiz oranlarına güvenebildiğini vurguladı. Bu durumun, Türkiye’yi yatırım açısından cazip bir ülke haline getirdiğini söyledi.
Keller, uygulanan istikrar programının sürdürülebilirliğinin ve güvenilirliğinin kritik öneme sahip olduğunu belirterek, Merkez Bankası’nın itibarını yeniden kazanma konusunda başarılı adımlar attığını ifade etti.
Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin bu belirsizliklerle başa çıkma konusunda deneyimli bir ülke olduğunu vurgulayan Keller, Türkiye’nin şu anda Avrupa, Çin veya Rusya gibi ABD’nin odak noktasında olmadığını ve yükselen piyasa ekonomilerinin doğru dengeyi kurarak bu süreçten faydalanabileceğini belirtti. Ayrıca, Avrupa’nın yatırım yapması ve ekonomisini büyütmesi durumunda Türkiye’nin de bundan olumlu etkilenebileceğini sözlerine ekledi.
Christian Keller, jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, bu gerilimlerin sonuçlarının giderek daha belirgin hale geldiğini ve reel ekonomiyi etkilediğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Davos’ta yapacağı konuşmanın küresel piyasalar ve reel ekonomi için belirleyici olacağını belirten Keller, Trump’ın mesajlarını tahmin etmenin zor olduğunu söyledi.
Keller, Trump’ın ABD iç ekonomisine ve satın alma gücüne yönelik politikalarına odaklanabileceğini ve yabancı yatırımcıları ABD ekonomisine yatırım yapmaya teşvik edeceğini öngördü. Trump’ın “havuç ve sopa” taktiğiyle yatırımcıları yönlendirmeye çalışacağını ifade etti.
ABD ekonomisinin Trump’ın iddia ettiği kadar güçlü olmadığını ancak dayanıklı olduğunu belirten Keller, işsizlik oranının düşük seyrettiğini ve enflasyonun beklendiği kadar yükselmediğini, ülke ekonomisinin büyüme oranının yüzde 2’nin üzerinde kalacağını öngördüklerini aktardı.
Barclays Küresel Ekonomik Araştırma Başkanı Keller, ABD ve Avrupa arasında Grönland geriliminin tırmanması ve ABD’nin yüzde 10’luk gümrük vergisi uygulaması halinde Avrupa’nın misilleme yapma ihtimali bulunduğuna dikkat çekti.
Avrupa’nın daha önce yaklaşık 90 milyar dolarlık ABD malına vergi koyacağını hatırlatan Keller, bu durumun Avrupa ihracatını olumsuz etkileyebileceğini ancak Avrupa’nın daha birleşik politikalar izlemeye başlaması ve pazarlarını entegre etmesi halinde bu durumun Avrupa için olumlu bir sürece dönüşebileceğini ifade etti.
ABD Başkanı Trump, Grönland ile ilgili tartışmalarda dünya barışının tehlikede olduğunu savunarak, ABD’nin Grönland’ı almasına karşı çıktıkları gerekçesiyle bazı Avrupa ülkelerine gümrük vergileri getireceğini açıklamıştı.









