
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamalarla 2026 yılının Türkiye için bir reform yılı olacağının sinyallerini verdi. Ekonomik hedefler, deprem bölgesi çalışmaları ve tarım destekleri gibi önemli başlıklara değinen Erdoğan, hükümetin önümüzdeki dönemdeki yol haritasını çizdi.
Erdoğan, 2025 yılının öncelikli gündem maddesinin deprem bölgesinin yeniden inşası olduğunu vurguladı. “Sadece ev, işyeri, konut yapmadık, aynı zamanda umutları da inşa ettik” diyen Erdoğan, depremzedelere verilen sözlerin tutulduğunu ve afet konutlarının teslim edildiğini belirtti. 455 bin afet konutunun kurasının yıl sonuna kadar çekilerek depremzedelere teslim edilmesi, hükümetin bu konudaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi.
TBMM’de kabul edilen merkezi yönetim bütçesine de değinen Erdoğan, 2026 bütçesinin 19 trilyon liraya yaklaştığını ve bu bütçenin 86 milyon vatandaşın refahını artırmaya yönelik insan merkezli bir yaklaşımla hazırlandığını ifade etti. Üretim ve ihracat odaklı bir tasavvurla hazırlanan bütçenin, Türkiye’nin ekonomik büyüme hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayacağı belirtildi.
Erdoğan, 2026 yılının Türkiye için bir reform yılı olacağını ve bu kapsamda önemli reform programlarının hayata geçirileceğini açıkladı. Bu reformların hangi alanlarda yoğunlaşacağı ve içeriği hakkında detaylı bilgi verilmezken, ekonomik ve sosyal alanlarda önemli düzenlemelerin yapılması bekleniyor.
Enflasyonla mücadelede önemli mesafeler katledildiğine dikkat çeken Erdoğan, tarım sektörüne verilen destekleri de ayrıntılarıyla paylaştı. Tarım destekleri için 706 milyar lira kaynak ayrıldığını, zirai dondan etkilenen üreticilere 47 milyar lira destek ödemesi yapıldığını ve çeşitli altyapı projelerinin tamamlandığını belirtti. Depremden etkilenen 11 il için 11 milyar lira finansman sağlandığı ve 517 milyon fidanın toprakla buluşturulduğu da aktarılan bilgiler arasında yer aldı.
Erdoğan, Türkiye’nin milli gelirinin yıllık bazda 1,5 trilyon doları aştığını vurgulayarak, ülkenin ekonomik büyüme potansiyeline dikkat çekti. Bu büyümenin sürdürülebilirliği ve refahın tabana yayılması için reformların hayata geçirilmesinin önemi vurgulandı.







