
Türkiye ekonomisinde dezenflasyon sürecinin etkileri, düşen enflasyon beklentileri, azalan CDS oranları ve yabancı yatırımcıların Türk lirası varlıklarına olan ilgisinin artmasıyla kendini gösteriyor.
Küresel ekonomik zorluklara rağmen Türkiye’de uygulanan ekonomik politikaların sonuçları belirginleşiyor. Ekonomi yönetiminin dezenflasyon odaklı adımları, enflasyonun düşeceği beklentisini destekliyor. Düşük dolar kuru ve petrol fiyatları bu süreci desteklerken, olumlu etkinin kısa vadede devam edebileceği öngörülüyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ocak ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde, yıl sonu Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artışı beklentisi yüzde 23,35’ten yüzde 23,23’e geriledi. Bu durum, piyasa aktörlerinin enflasyonun düşüş trendine gireceğine dair inancının arttığını gösteriyor.
Türkiye’nin bölgesindeki güvenilir duruşu, yabancı yatırımcıların Türk lirası varlıklarına olan talebini artırırken, ülkenin borçlanma maliyetleri de düşüyor. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), Eylül 2025’ten bu yana düşüş göstererek 5 Ocak’ta 204,5 baz puana indi. Bu seviye, Mayıs 2018’den bu yana görülen en düşük değer.
Yabancı Yatırımcıların Alım Hareketleri
Yabancı yatırımcıların tahvil ve hisse senedi piyasalarındaki alımları dikkat çekiyor. Türkiye’deki bankaların yurt dışı şubeleri hariç tutulduğunda, yabancı yatırımcılar son 10 haftadır net alıcı konumunda bulunuyor. 9 Ocak haftasında 766 milyon dolarlık tahvil ve 138,5 milyon dolarlık hisse senedi alımı gerçekleştirdiler. Son 10 haftadaki net DİBS alımları 3 milyar 74 milyon dolara ulaşırken, hisse senedi tarafında yaklaşık 1,1 milyar dolarlık net alım kaydedildi.
DİBS piyasasında Türkiye’deki bankaların yurt dışı şubeleri de dahil edildiğinde, yabancı yatırımcıların 15 Ağustos haftasından bu yana en yüksek alımı gerçekleştirdiği görülüyor. Bu gelişmelerle birlikte, yabancı yatırımcıların hisse senedi stoku 9 Ocak haftasında 36 milyar 325,3 milyon dolara yükselirken, DİBS stoku da 18 milyar 405,4 milyon dolardan 19 milyar 247,3 milyon dolara çıktı.
Analistler, bu gelişmelerin Türkiye’de enflasyonun yavaşlamaya devam edeceğine yönelik fiyatlamaları güçlendirdiğini ve bunun da tahvil piyasasındaki olumlu seyrin öne çıkmasında etkili olduğunu belirtiyor. Dezenflasyon sürecinin başarılı bir şekilde yürütülmesi, TCMB’ye faiz indirimleri için alan yaratıyor.
Borsa İstanbul Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarı’nda işlem gören gösterge kağıdı 14 Temmuz 2027 vadeli tahvil, Kasım 2025’ten bu yana gerileme eğilimini sürdürerek yüzde 35,98 ile yaklaşık 26 ayın en düşük seviyesine indi. Bu durum, ekonomistlerin TCMB’ye yönelik faiz indirimi beklentilerini de etkiliyor.
AA Finans’ın TCMB’nin 22 Ocak’ta yapılacak Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına yönelik düzenlediği beklenti anketine katılan ekonomistlerin çoğu, politika faizinde 150 baz puanlık bir indirim bekliyor. Öte yandan, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine bu yılda devam edeceğine dair beklentiler, gelişmekte olan piyasa borsalarının gelişmiş ülke borsalarına göre daha fazla talep görmesine neden olabilir.
Piyasa Beklentileri ve Uzman Yorumları
Pariterium Danışmanlık kurucusu İsmet Demirkol, TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın Londra sunumu ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ABD’deki temasları sonrası yabancı yatırımcıların TL varlıklara ilgisinin arttığını belirtiyor. CDS’lerdeki gerileme ve 2023’ün yüzde 30 civarında enflasyonla kapatılmasının yanı sıra, 2026’ya kadar dezenflasyon sürecinin devam edeceği beklentisi bu duruşu güçlendiriyor. TCMB’nin brüt döviz rezervlerinin 200 milyar dolara yaklaşması ve swap hariç net rezervlerin de 70 milyar doları aşmasıyla yabancı yatırımcıların Türkiye’ye bakışı olumlu yönde seyrediyor.
Demirkol, TCMB’nin faiz indirimlerine kademeli olarak devam edeceği öngörülerinden dolayı hem tahvil hem de hisse senedi piyasasında girişlerin artabileceğini ifade ediyor.








