
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu’nun son toplantısında enflasyonla mücadeledeki kararlılığını net bir şekilde ortaya koydu. Küresel risklerin ve enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkileri değerlendirilirken, sıkı para politikasının devamlılığı vurgulandı.
Küresel ekonomik arenadaki belirsizliklerin artması ve jeopolitik gelişmelerin tetiklediği enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, Türkiye ekonomisi için önemli risk faktörleri olarak değerlendirildi. TCMB, bu risklerin küresel enflasyonu yukarı yönlü etkilemesinin yanı sıra, büyüme beklentilerini de olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çekti.
2025 yılının son çeyreğinde kaydedilen %3,4’lük büyüme oranının ardından, ekonomik aktivitede yavaşlama sinyalleri gözlemleniyor. Sanayi üretimindeki düşüş ve iç talepteki azalma, dezenflasyon sürecine destek verirken, TCMB bu gelişmelerin yakından takip edildiğini belirtti.
Kredi büyümesindeki yavaşlama ve TL mevduat ile kredi faizlerindeki artış, TCMB’nin makroihtiyati tedbirlerinin ve sıkı para politikasının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Bu durum, finansal koşulların sıkılaşmasına katkıda bulunarak enflasyonla mücadeleye destek sağlıyor.
Şubat ayında %2,96 olarak gerçekleşen aylık enflasyon ve %31,53’e yükselen yıllık enflasyon, özellikle gıda fiyatlarındaki artıştan kaynaklandı. Temel mal enflasyonunda yavaşlama görülmesine rağmen, hizmet enflasyonundaki yüksek seyir dikkat çekiyor.
Cari açıkta yaşanan artış ve enerji fiyatlarındaki yükselişin dış denge üzerindeki potansiyel baskıları, TCMB tarafından yakından izleniyor. Rezervlerdeki düşüş ve risk primindeki (CDS) yükseliş de ekonomik göstergelerdeki önemli gelişmeler olarak değerlendiriliyor.
Para Politikası Kurulu, politika faizini %37 seviyesinde sabit tutarken, gecelik borç verme faizi %40, borçlanma faizi ise %35,5 olarak belirlendi. Bu kararlar, TCMB’nin enflasyonla mücadeledeki sıkı duruşunu teyit ediyor.
TCMB, enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulma yaşanması halinde ilave sıkılaştırma adımları atılabileceği mesajını verdi. Para politikası kararlarının veri odaklı, şeffaf ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaya devam edeceği vurgulandı.








