
ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurduğu iddialarıyla yargılanırken 2019 yılında tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybeden Jeffrey Epstein’a ilişkin dosyalar kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan belgelerde, Epstein’ın özel hayatına ve çevresine dair çeşitli iddialar yer aldı.

Belgelerde adı geçen ve kendisini mağdur olarak tanımlayan Rina Oh, Epstein’ın geçmişte kendisine yönelik söylemleri ve planlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Harem Planı” İddiası
Rina Oh, Epstein’ın sık sık bir **“harem planı”**ndan söz ettiğini ileri sürdü. Oh, milyarderin kendisini burs vaadiyle yakın çevresine dahil etmeye çalıştığını ve zamanla bu planlardan bahsettiğini iddia etti.

Oh’un açıklamalarına göre Epstein, kendisini bir “harem”in parçası olarak konumlandırdığını ifade etmiş ve bu çerçevede çeşitli kavramlar üzerinden bir düşünce sistemi kurmaya çalışmıştı. Oh, Epstein’ın konuşmalarında zaman zaman kendisinden üçüncü tekil şahıs olarak söz ettiğini ve “Sultan” ifadesini kullandığını öne sürdü.

Topkapı Sarayı’na İlgi İddiası
Rina Oh, Epstein’ın Osmanlı İmparatorluğu ve özellikle Topkapı Sarayı’na yoğun ilgi duyduğunu iddia etti. Oh’un beyanına göre Epstein, Osmanlı saray yaşamı, harem kültürü, mimari yapı ve tarihsel anlatılarla ilgili detaylı araştırmalar yapılmasını istemişti.

Oh, Epstein’ın kendisinden Osmanlı dönemine ait tabloları, saray mimarisini ve haremle ilgili kaynakları incelemesini talep ettiğini ileri sürdü. Bu kapsamda Topkapı Sarayı’nın mimarisi ve kültürel yapısının sık sık gündeme getirildiğini ifade etti.
Epstein Davasının Geçmişi
Jeffrey Epstein, en küçüğü 14 yaşında olmak üzere çok sayıda kız çocuğuna yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamalarıyla yargılanırken, 10 Ağustos 2019’da New York’taki Manhattan Metropolitan Cezaevi’nde ölü bulunmuştu. Yetkililer, yapılan incelemeler sonucunda ölümün intihar olduğu yönünde açıklama yapmıştı.

Epstein dosyalarında aralarında siyasetçiler, iş insanları ve kamuoyunda tanınan isimlerin de bulunduğu çok sayıda kişinin adı geçmişti. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ise Adalet Bakanlığı ile yürütülen incelemeler sonucunda, kamuoyunda iddia edilen “müşteri listesi”ne dair somut bir kanıta ulaşılamadığını açıklamıştı.







