Geçen ay OpenAI, matematiğin çözülemeyen en büyük problemlerinden biri olan Navier-Stokes denklemlerini yapay zekanın 88 saatte çözdüğünü duyurdu.
Ancak duyurudan kısa süre önce matematikçi Tristan Buckmaster, rakip şirket Anthropic’ten Levent Alpöge ile yürüttükleri bağımsız çalışmanın OpenAI’ın sistemini beslemiş olabileceği endişesini dile getirdi.
İkili taslaklarını OpenAI’ın kodlama aracı Codex’te tutuyordu. OpenAI iddiaları reddetti. Yaşanan bu anlaşmazlık, yapay zekanın araştırma orijinalliği üzerindeki etkisini yeniden gündeme getirdi.
Sahte araştırmalar ve hayalet alıntılar artıyor
Bilimsel dergiler, yapay zeka kaynaklı sahte makale akınıyla başa çıkmakta zorlanıyor. Ghent Üniversitesi’nden Profesör Dmitry Kobak’ın araştırması, incelenen bir milyondan fazla biyomedikal makalenin yaklaşık yüzde 90’ında yapay zeka izlerine rastlandığını gösterdi.
Stanford Üniversitesi’nin bir çalışması, hakem değerlendirmelerinin yüzde 17’sinin yapay zeka ile yazıldığını ortaya koyarken, Cornell Üniversitesi araştırmacıları geçen yıl 147 bin sahte kaynağa atıfta bulunulduğunu tespit etti.
Uzmanlar, bu kirliliğin araştırmacıları yanlış yönlendirmesinden ve kamu kaynaklarının israf edilmesinden endişe ediyor.
İnsan denetimi şart koşuluyor
Google DeepMind’ın protein katlanmalarını çözen AlphaFold modeli bilimsel bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Ancak şirketin yeni kristal yapılarına dair son tahminleri, insan bilim insanları tarafından yeterince incelenmediği gerekçesiyle eleştirildi.
Artan güven krizi üzerine Elsevier ve Nature gibi önde gelen bilimsel yayıncılar önlemlerini sıkılaştırdı. Yayıncılar, yapay zekanın sadece yardımcı bir araç olarak kalması ve araştırmalarda sorumluluğun tamamen insanda olması gerektiğini vurguluyor.
