Filistin Çevre Kalitesi Kurumundan, “6 Kasım Savaşlarda ve Silahlı Çatışmalarda Çevrenin Sömürülmesinin Önlenmesi Uluslararası Günü” dolayısıyla açıklama yapıldı.
Açıklamada, İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria’da gerçekleştirdiği 760 sistematik saldırı “çevresel soykırım” olarak nitelendirildi.
Tarım arazileri ve doğal koruma alanlarına yönelik 203 saldırının kaydedildiği aktarılan açıklamada, zeytinliklerin buldozerlerle tahrip edildiği ve gasbedilen Filistin topraklarında kurulan yasa dışı İsrail yerleşimleri için yollar açıldığı belirtildi.
Askeri gerekçeler ve sözde İsrail Eski Eserler Yasası kapsamında binlerce dönüm araziye el konulduğu, Filistinlilere ait tarım arazilerinin Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin hayvancılık faaliyetleri için çitlerle çevrildiği, seraların yakıldığı veya tahrip edildiği aktarıldı.
Ormanlık alanlar ve bitki örtüsüne yönelik 178 saldırının belgelendiği belirtilen açıklamada, aralarında eylül sonuna kadar yaklaşık 100 bin zeytin ağacının da bulunduğu binlerce meyve ağacının söküldüğü kaydedildi.
Bu saldırıların yol açtığı zararın yaklaşık 67 milyon dolar olduğu, buğday ve arpa tarlalarının da gaz bombaları ve molotofkokteylleriyle ateşe verildiği ifade edildi.
Yıkım ve patlamalar sonucu metal ve plastik atıklarla karışık binlerce ton inşaat enkazının birikmesine yol açan 185 saldırının kaydedildiği, bu durumun özellikle Cenin ve Tulkerim kentleri ile mülteci kamplarında görüldüğü bildirildi.
Ayrıca çeşitli kentlerdeki konutların yanı sıra ticari, sanayi ve tarım tesislerinin de hedef alındığı belirtildi.
Çevre Kalitesi Kurumunun denetim ekiplerinin, 1948 topraklarından Batı Şeria’ya tehlikeli atık taşınmasına yönelik girişimleri tespit ettiği ifade etti.
Kalkilya ve Tulkerim kentlerinde gömülmek üzere taşınmak istenen atıklar arasında 40 bin kilogram asfalt atığı, 1816 kilogram tehlikeli tıbbi atık ve son kullanma tarihi geçmiş malzemenin bulunduğu kaydedildi.
Gıda güvenliği ve hayvancılığa yönelik 52 saldırının belgelendiği açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Filistinlilere ait yüzlerce küçükbaş ve büyükbaş hayvanı çaldığı, onlara ait hayvanların da Filistinlilerin tarım arazilerine zarar verdiği belirtildi.
Su kaynaklarına ve kuyulara yönelik 37 saldırıda, yağmur suyu toplama kuyuları, artezyen kuyuları ve tarımsal sulama kuyularının betonla doldurulduğu veya buldozerlerle kapatıldığı, su depoları ile pınarların tahrip edildiği ve bazı su kaynaklarına el konulduğu vurgulandı.
Su iletim hatları ve sulama şebekelerine yönelik 35 saldırının kaydedildiği belirtilen açıklamada, Zennabe, Nur Şems Mülteci Kampı ve Tubas’taki su hatlarının buldozerlerle tahrip edildiği bildirildi.
Hallet el-Furn’daki Birin bölgesine su sağlayan ana hattın yıkılması nedeniyle yaklaşık 450 kişinin susuz kaldığı, Dakika köyünün su hattının kesilmesi sonucu da El Halil’de 700 kişinin suya erişemediği ifade edildi.
Cenin ve Tulkerim’deki mülteci kamplarında kanalizasyon şebekelerine yönelik 5 saldırının ise altyapının tahrip olmasına ve atık su tahliyesinin durmasına neden olduğu kaydedildi.
Açıklamada, İsrail saldırılarının yol açtığı geniş çaplı yıkım nedeniyle Gazze Şeridi’nin de büyük bir çevresel ve insani felaketle karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Gazze’de metrekare başına yaklaşık 107 kilogram enkaz düşecek şekilde 61 ila 68 milyon ton arasında yıkılmış bina kalıntısı ve enkaz biriktiği belirtildi.
Bu enkazın yaklaşık 4 milyon tonunun tehlikeli atıklardan, en az 50 bin tonunun asbestten, 100 bin tondan fazlasının ise patlayıcı ve mühimmat kalıntıları ile beyaz fosfordan oluştuğu aktarıldı.
İsrail saldırılarında Gazze’deki tarım arazilerinin yüzde 82’sinin, meyve ve zeytin ağaçlarının ise yüzde 97’sinin tahrip edildiği bildirildi.
Su ve kanalizasyon altyapısının yüzde 84’ünün zarar gördüğü belirtilen açıklamada, her gün yaklaşık 120 bin metreküp arıtılmamış atık suyun sokaklara ve su havzalarına sızdığı veya boşaltıldığı kaydedildi.
Bu durumun hastalık ve salgınların yayılmasına neden olduğu, sulu ishal vakalarının savaş öncesine göre 36 katına, sarılık vakalarının ise 384 katına çıktığına dikkat çekildi.
Filistin Çevre Kalitesi Kurumu, belgelenen sistematik ihlallerin çevreye karşı işlenen savaş suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada, söz konusu ihlallerin Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) kuruluş belgesi Roma Statüsü’nün 8. maddesi ile uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki Cenevre Sözleşmeleri ve 1977 tarihli I. Ek Protokol’e aykırı olduğu vurgulandı.
İsrail’in uygulamalarının Filistin’deki doğal yaşamı ve tarihi çevreyi tehdit ettiği kaydedilen açıklamada, çevrenin Filistin halkının yaşamını sürdürebilmesi için gerekli temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi.
Kurum, uluslararası topluma Filistin halkına karşı hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme, çevreye yönelik ihlallerin durdurulması ve Filistin topraklarındaki İsrail işgalinin sona erdirilmesi için harekete geçme çağrısında bulundu.
